Diğer Hastalıklar
Diyabete Bağlı Retina Sorunları (Diyabetik Retinopati) ve Tedavi Yöntemleri
Diyabet (şeker hastalığı), uzun süreli yüksek kan şekeri seviyeleri nedeniyle vücuttaki küçük kan damarlarını etkileyebilen kronik bir hastalıktır. Diyabetin göz üzerindeki önemli etkilerinden biri, gözün arka bölümünde bulunan retina tabakasındaki damarların zarar görmesidir. Bu durum diyabetik retinopati olarak adlandırılır.
Diyabetik retinopati, retina damarlarının yapısında değişikliklere, damar geçirgenliğinin artmasına, kanamalara ve ileri evrelerde anormal yeni damar oluşumuna neden olabilir. Ayrıca retinanın merkezi görmeden sorumlu bölgesinde sıvı birikmesiyle diyabetik makula ödemi gelişebilir.
Diyabete bağlı retina hastalıkları başlangıç döneminde belirgin bir görme şikâyeti oluşturmayabilir. Ancak hastalık ilerledikçe görme bulanıklığı, merkezi görmede azalma, göz önünde uçuşan lekeler ve ciddi durumlarda ani görme kaybı ortaya çıkabilir.
Diyabetik retina hastalıklarının erken teşhisi, düzenli göz muayeneleri ve uygun tedavi yöntemleri, görme kaybı riskinin azaltılmasında önemli rol oynar.
Diyabet Göz Sağlığını Nasıl Etkiler?
Retina, gözün arka bölümünde yer alan ve ışığı algılayarak görme sinyallerini beyne ileten sinir dokusudur. Retinanın normal çalışabilmesi için sağlıklı bir damar ağına ihtiyaç vardır.
Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, retinadaki küçük damarların duvarlarında ve işlevlerinde değişikliklere neden olabilir.
Bu değişiklikler sonucunda:
- Retina damarlarında geçirgenlik artışı gelişebilir.
- Retina dokusunda kanamalar oluşabilir.
- Damarların tıkanması nedeniyle retina yeterli oksijen alamayabilir.
- Makula bölgesinde sıvı birikimi meydana gelebilir.
- İleri evrelerde anormal yeni damarlar oluşabilir.
- Göz içine kanama veya retina dekolmanı gelişebilir.
Diyabetin göz üzerindeki etkileri yalnızca retina ile sınırlı değildir. Diyabetli kişilerde katarakt ve bazı diğer göz hastalıklarının görülme riski de artabilir.
Diyabetik Retinopati Nedir?
Diyabetik retinopati, diyabet nedeniyle retina damarlarında gelişen hasarı ifade eder.
Hastalık genellikle zaman içerisinde ilerler ve farklı evrelerde değerlendirilebilir.
Diyabetik retinopatinin başlıca iki klinik grubu bulunmaktadır:
Non-Proliferatif Diyabetik Retinopati (NPDR)
Non-proliferatif diyabetik retinopati, hastalığın erken ve orta evrelerini kapsayan durumdur.
Bu dönemde retina damarlarında mikroanevrizmalar, küçük kanamalar, sert eksüdalar ve damar yapısında değişiklikler görülebilir.
Hastalığın şiddetine göre hafif, orta ve ağır non-proliferatif diyabetik retinopati olarak sınıflandırma yapılabilir.
Erken evrelerde hastalar herhangi bir görme şikâyeti yaşamayabilir.
Ancak makula ödemi gelişmesi durumunda hastalığın erken evrelerinde bile merkezi görme etkilenebilir.
Proliferatif Diyabetik Retinopati (PDR)
Proliferatif diyabetik retinopati, retinada anormal yeni damar oluşumuyla karakterize ileri evre diyabetik retina hastalığıdır.
Retina dokusunun yeterli oksijen alamaması, yeni damar oluşumunu uyaran biyolojik süreçleri tetikleyebilir.
Oluşan yeni damarlar normal retina damarlarından daha kırılgandır.
Bu nedenle göz içine kanama meydana gelebilir.
İleri olgularda retina yüzeyinde zar dokuları gelişebilir ve bu dokuların oluşturduğu çekinti sonucunda traksiyonel retina dekolmanı oluşabilir.
Proliferatif diyabetik retinopati, ciddi görme kaybı riski taşıdığı için yakın takip ve uygun tedavi gerektirir.
Diyabetik Makula Ödemi Nedir?
Diyabetik makula ödemi, diyabet nedeniyle retina damarlarından sıvı sızması sonucunda makula bölgesinde kalınlaşma ve sıvı birikimi oluşmasıdır.
Makula, retinanın merkezi görmeden sorumlu bölümüdür.
Okuma, yüz tanıma, araç kullanma ve ince ayrıntıları ayırt etme gibi görme işlevleri bu bölgenin sağlıklı çalışmasına bağlıdır.
Diyabetik makula ödemi geliştiğinde hastalar özellikle merkezi görmede bulanıklık yaşayabilir.
Bazı hastalarda görüntüler dalgalı veya bozuk algılanabilir.
Diyabetik makula ödemi, diyabetik retinopatinin farklı evrelerinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle yalnızca ileri evre diyabetik retinopatisi bulunan hastalarda görülen bir durum değildir.
Diyabete Bağlı Retina Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?
Diyabetik retina hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir. Bu nedenle görme şikâyeti bulunmayan diyabet hastalarında da düzenli retina muayenesi önemlidir.
Hastalık ilerlediğinde aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir.
Görme Bulanıklığı
Diyabetik makula ödemi veya retina damarlarındaki değişiklikler nedeniyle görme bulanıklığı oluşabilir.
Hastalar özellikle okuma ve yakın görme sırasında zorlanabilir.
Merkezi Görmede Azalma
Makula bölgesinin etkilenmesi, merkezi görme keskinliğinin azalmasına neden olabilir.
Bu durum yüzleri tanıma ve küçük ayrıntıları seçme gibi günlük aktiviteleri etkileyebilir.
Göz Önünde Uçuşan Siyah Noktalar
İleri diyabetik retinopatide anormal damarların kanaması sonucunda vitreus boşluğuna kan sızabilir.
Hastalar göz önünde hareket eden siyah noktalar, iplikçikler veya koyu lekeler fark edebilir.
Ani Görme Kaybı
Yoğun vitreus kanaması veya retina dekolmanı gelişmesi durumunda ani görme kaybı ortaya çıkabilir.
Bu belirtiler acil göz değerlendirmesi gerektirir.
Görüntülerde Şekil Bozukluğu
Makula ödemi bulunan bazı hastalarda düz çizgiler eğri veya dalgalı görülebilir.
Bu belirti metamorfopsi olarak adlandırılır.
Diyabetik Retinopati Kimlerde Görülür?
Diyabetik retinopati hem tip 1 hem de tip 2 diyabet hastalarında gelişebilir.
Hastalığın görülme riski ve ilerleme olasılığı çeşitli faktörlerden etkilenir.
Başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Diyabet süresinin uzun olması
- Kan şekeri kontrolünün yetersiz olması
- Yüksek HbA1c değerleri
- Yüksek tansiyon
- Böbrek hastalıkları
- Kan yağlarının yüksek olması
- Gebelik döneminde diyabetik retinopatinin ilerlemesi
- Daha önce diyabetik retina hastalığı tanısı bulunması
Risk faktörlerinin kontrol altına alınması, diyabetik retina hastalığının ilerleme riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Ancak kan şekeri iyi kontrol edilen hastalarda da retina hastalığı gelişebileceğinden düzenli göz muayeneleri ihmal edilmemelidir.
Diyabet Hastaları Ne Sıklıkla Göz Muayenesi Olmalıdır?
Diyabet tanısı bulunan kişilerin, görme şikâyeti olmasa bile belirli aralıklarla göz muayenesinden geçmesi önerilir.
Tip 2 diyabet hastalarında ilk kapsamlı göz muayenesinin tanı sırasında yapılması önerilir.
Tip 1 diyabetli erişkinlerde ilk retina muayenesi genellikle diyabet başlangıcından sonraki ilk beş yıl içerisinde planlanır.
Sonraki muayene sıklığı; diyabetin süresine, retina bulgularına, kan şekeri kontrolüne ve diğer risk faktörlerine göre belirlenir.
Retinopati bulunmayan ve metabolik kontrolü iyi olan bazı hastalarda daha uzun takip aralıkları uygun olabilirken, retina hastalığı gelişen kişilerde daha sık kontrol gerekebilir.
Gebelik planlayan veya gebe olan, önceden diyabet tanısı bulunan kadınlarda özel retina değerlendirmesi ve takip planlaması önemlidir.
Diyabetik Retinopati Tanısı Nasıl Konulur?
Diyabetik retinopati tanısı, ayrıntılı göz muayenesi ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle konulur.
Göz Dibi Muayenesi
Göz bebeği genişletilerek retina damarları, makula ve periferik retina değerlendirilir.
Retina kanamaları, mikroanevrizmalar, eksüdalar ve yeni damar oluşumları incelenir.
Optik Koherens Tomografi (OCT)
OCT, retina tabakalarının kesitsel görüntülerini elde eden bir görüntüleme yöntemidir.
Özellikle diyabetik makula ödeminin değerlendirilmesinde önemli rol oynar.
OCT ile makula kalınlığı, retina içindeki sıvı birikimleri ve retina tabakalarındaki yapısal değişiklikler incelenebilir.
Fundus Floresein Anjiyografi (FFA)
Fundus floresein anjiyografi, retina damarlarının dolaşımını değerlendirmek amacıyla kullanılan bir görüntüleme yöntemidir.
Damar sızıntıları, dolaşım bozuklukları ve anormal yeni damar oluşumları hakkında bilgi sağlayabilir.
Her diyabet hastasında gerekli değildir. Klinik bulgulara göre planlanır.
OCT Anjiyografi (OCT-A)
OCT anjiyografi, retina ve koroid damar ağlarının kontrast madde kullanılmadan görüntülenmesini sağlayan bir yöntemdir.
Bazı hastalarda retina dolaşımının değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Ancak OCT-A, tüm durumlarda floresein anjiyografinin yerini almaz.
Diyabete Bağlı Retina Sorunlarının Tedavisi Nasıl Yapılır?
Diyabetik retina hastalıklarının tedavisi, hastalığın evresine, makula ödeminin varlığına ve görme fonksiyonuna göre planlanır.
Tedavinin temel amaçları, görme kaybı riskini azaltmak, hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak ve uygun hastalarda görme fonksiyonunu korumak veya iyileştirmektir.
Başlıca tedavi yaklaşımları şunlardır:
- Kan şekeri ve diğer sistemik risk faktörlerinin kontrolü
- Göz içi enjeksiyon tedavileri
- Retina lazer tedavisi
- Seçilmiş olgularda kortikosteroid tedavileri
- Vitrektomi ve retina cerrahisi
Her hastada aynı tedavi yöntemi uygulanmaz.
Diyabetik Retinopatide Kan Şekeri Kontrolünün Önemi
Diyabetik retina hastalıklarının yönetiminde kan şekeri kontrolü temel öneme sahiptir.
Uzun dönem kan şekeri düzeylerini yansıtan HbA1c değerinin bireye uygun hedeflerde tutulması, diyabetik retinopatinin gelişme ve ilerleme riskini azaltabilir.
Bunun yanında kan basıncının ve kan yağlarının kontrolü de önemlidir.
Diyabet tedavisinin düzenlenmesi, hastayı takip eden dahiliye veya endokrinoloji hekimiyle birlikte yürütülmelidir.
Göz tedavileri, sistemik diyabet kontrolünün yerine geçmez.
Göz İçi Enjeksiyon Tedavisi (Anti-VEGF)
Diyabetik makula ödeminin tedavisinde sık kullanılan yöntemlerden biri göz içine uygulanan anti-VEGF ilaçlardır.
VEGF, damar geçirgenliğini ve yeni damar oluşumunu etkileyen biyolojik bir faktördür.
Diyabetik retina hastalıklarında VEGF düzeylerinin artması, damar sızıntılarına ve anormal damar oluşumuna katkıda bulunabilir.
Anti-VEGF ilaçlar, bu mekanizmayı baskılayarak retina damarlarından sıvı sızmasını azaltmayı amaçlar.
Uygun hastalarda makula ödeminin azalmasına ve görme keskinliğinin iyileşmesine yardımcı olabilir.
Göz İçi Enjeksiyon Nasıl Yapılır?
Göz içi enjeksiyon, uygun steril koşullarda gerçekleştirilen kısa bir işlemdir.
İşlem öncesinde göz yüzeyi antiseptik solüsyonla hazırlanır ve damla anestezisi uygulanır.
İlaç, gözün vitreus boşluğuna ince bir iğne aracılığıyla enjekte edilir.
Tedavi sonrasında hasta, hekim tarafından belirlenen takip programına alınır.
Göz İçi Enjeksiyon Kaç Kez Yapılır?
Anti-VEGF tedavisi genellikle tek enjeksiyonla tamamlanan bir süreç değildir.
Başlangıç döneminde belirli aralıklarla enjeksiyonlar uygulanabilir.
Sonraki tedavi sıklığı, OCT bulguları, görme keskinliği ve hastanın tedaviye verdiği yanıta göre düzenlenir.
Bazı hastalarda uzun süreli takip ve tekrarlayan enjeksiyonlar gerekebilir.
Diyabetik Retinopatide Retina Lazer Tedavisi
Retina lazer tedavisi, diyabetik retinopatinin belirli evrelerinde kullanılan önemli tedavi yöntemlerinden biridir.
Lazer tedavisinin uygulanma şekli, retina hastalığının türüne ve yaygınlığına göre değişir.
Panretinal Fotokoagülasyon (PRP)
Panretinal fotokoagülasyon, özellikle proliferatif diyabetik retinopatide kullanılan bir lazer tedavisidir.
Retinanın çevresel bölgelerine kontrollü lazer uygulamaları yapılır.
Bu tedaviyle anormal yeni damar oluşumunu uyaran süreçlerin azaltılması ve ciddi görme kaybı riskinin düşürülmesi amaçlanır.
PRP tedavisi bazı hastalarda birden fazla seansta uygulanabilir.
Lazer sonrasında çevresel görme, gece görmesi veya görme alanı üzerinde istenmeyen etkiler oluşabilir.
Fokal veya Grid Lazer Tedavisi
Seçilmiş diyabetik makula ödemi olgularında fokal veya grid lazer tedavisi değerlendirilebilir.
Ancak merkezi tutan ve görme azalmasına neden olan diyabetik makula ödeminde anti-VEGF tedavileri sıklıkla ön plandadır.
Tedavi seçimi makula ödeminin özelliklerine göre yapılır.
Diyabetik Makula Ödeminde Kortikosteroid Tedavileri
Bazı diyabetik makula ödemi hastalarında göz içi kortikosteroid tedavileri değerlendirilebilir.
Bu ilaçlar retina dokusundaki iltihabi süreçlerin ve damar geçirgenliğinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle anti-VEGF tedavisine yeterli yanıt alınamayan veya belirli klinik özelliklere sahip hastalarda seçenek oluşturabilir.
Kortikosteroid tedavilerinin göz içi basıncını yükseltme ve katarakt gelişimini hızlandırma gibi riskleri bulunur.
Bu nedenle hasta seçimi ve takip önemlidir.
Diyabetik Retina Hastalıklarında Vitrektomi Ameliyatı
İleri diyabetik retinopati bazı hastalarda göz içine kanama, retina üzerinde çekinti ve traksiyonel retina dekolmanı gibi komplikasyonlara neden olabilir.
Bu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
En sık kullanılan yöntemlerden biri pars plana vitrektomidir.
Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Vitrektomi, gözün içini dolduran vitreus jelinin mikrocerrahi aletlerle çıkarılması işlemidir.
Ameliyat sırasında:
- Vitreus boşluğundaki kanama temizlenebilir.
- Retina üzerinde çekintiye neden olan zar dokuları ayrılabilir.
- Retinanın anatomik yapısını bozan çekintiler giderilebilir.
- Gerekli durumlarda retina lazer tedavisi uygulanabilir.
- Retina dekolmanı bulunan bazı hastalarda gaz veya silikon yağı kullanılabilir.
Cerrahinin kapsamı, hastanın retina bulgularına göre belirlenir.
Diyabete Bağlı Göz İçi Kanama Nedir?
İleri proliferatif diyabetik retinopatide oluşan yeni damarlar kolaylıkla kanayabilir.
Bu kanama vitreus boşluğuna yayıldığında vitreus hemorajisi olarak adlandırılır.
Hastalar göz önünde koyu lekeler, örümcek ağı benzeri görüntüler veya ani görme azalması tarif edebilir.
Bazı vitreus kanamaları zaman içerisinde gerileyebilir.
Ancak yoğun, tekrarlayan veya uzun süre devam eden kanamalarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Kanamanın arkasında retina dekolmanı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi önemlidir.
Diyabete Bağlı Traksiyonel Retina Dekolmanı
Proliferatif diyabetik retinopatide anormal damarlarla birlikte fibröz zar dokuları gelişebilir.
Bu zarların zaman içerisinde büzüşmesi, retina üzerinde çekinti oluşturabilir.
Çekinti sonucunda retina tabakasının normal konumundan ayrılması traksiyonel retina dekolmanı olarak adlandırılır.
Özellikle makula bölgesini etkileyen veya tehdit eden traksiyonel retina dekolmanlarında cerrahi tedavi değerlendirilebilir.
Cerrahi sırasında çekintiye neden olan zarların ayrılması ve retinanın anatomik yapısının korunması hedeflenir.
Diyabetik Retina Tedavisinden Sonra Görme Düzelir mi?
Diyabetik retina hastalıklarının tedavisi sonrasında görme fonksiyonunda iyileşme sağlanabilir. Ancak her hastada aynı sonuç beklenmez.
Tedavinin başarısını etkileyen faktörler arasında:
- Diyabetik retinopatinin evresi
- Makula ödeminin süresi ve şiddeti
- Retina damarlarındaki dolaşım bozuklukları
- Tedavi öncesindeki görme keskinliği
- Eşlik eden göz hastalıkları
- Sistemik diyabet kontrolü
- Tedaviye verilen yanıt
bulunur.
Bazı hastalarda tedavinin temel amacı mevcut görme düzeyini korumak ve daha ileri görme kaybını önlemektir.
Uzun süreli retina hasarı bulunan hastalarda görme tamamen eski düzeyine dönmeyebilir.
Diyabetik Retinopati Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Diyabetik retinopati ilerlediğinde retina damarlarındaki hasar artabilir.
Hastalık kontrol altına alınmadığında:
- Diyabetik makula ödemi gelişebilir veya ilerleyebilir.
- Retina dolaşımında bozulma meydana gelebilir.
- Anormal yeni damarlar oluşabilir.
- Göz içine kanama gelişebilir.
- Traksiyonel retina dekolmanı ortaya çıkabilir.
- Neovasküler glokom gelişebilir.
- Kalıcı görme kaybı oluşabilir.
Ancak her diyabetik retinopati hastasında bu komplikasyonların tamamı gelişmez.
Hastalığın seyri, retina bulgularına ve sistemik risk faktörlerine göre değişir.
Diyabetik Retinopatiyi Önlemek Mümkün mü?
Diyabetik retinopati riskini tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün değildir.
Ancak bazı önlemler hastalığın gelişme ve ilerleme riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
- Kan şekeri düzeylerinin hekim tarafından belirlenen hedeflerde tutulması
- HbA1c takibinin düzenli yapılması
- Kan basıncının kontrol edilmesi
- Kan yağlarının takip edilmesi
- Sigara kullanımından kaçınılması
- Diyabet tedavisinin aksatılmaması
- Düzenli retina muayenelerinin yapılması
- Görmede ani değişiklik olduğunda gecikmeden göz hekimine başvurulması
Diyabetik retina hastalıklarında erken teşhis, görme fonksiyonunun korunması açısından önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Diyabetik retinopati nedir?
Diyabetik retinopati, diyabet nedeniyle retina damarlarında meydana gelen hasar sonucu gelişen göz hastalığıdır.
Şeker hastalığı körlüğe neden olur mu?
İleri diyabetik retinopati ve diyabetik makula ödemi ciddi görme kaybına neden olabilir. Düzenli muayene ve uygun tedavi, görme kaybı riskini azaltabilir.
Diyabetik retinopati belirtileri nelerdir?
Erken dönemde belirti olmayabilir. İlerleyen hastalıkta görme bulanıklığı, uçuşan lekeler, merkezi görmede azalma veya ani görme kaybı görülebilir.
Diyabetik retinopati tamamen iyileşir mi?
Tedaviyle retina bulguları gerileyebilir veya hastalık kontrol altına alınabilir. Ancak diyabetin retina üzerindeki etkileri tekrarlayabilir ve bazı hasarlar kalıcı olabilir.
Diyabetik makula ödemi nedir?
Diyabetik makula ödemi, retina damarlarından sıvı sızması nedeniyle merkezi görmeden sorumlu makula bölgesinde sıvı birikmesidir.
Diyabetik retinopatide göz içi iğne tedavisi neden yapılır?
Anti-VEGF enjeksiyonları, retina damarlarından sıvı sızmasını ve anormal damar oluşumunu azaltmak amacıyla uygulanabilir.
Göz içi enjeksiyon ağrılı mıdır?
İşlem öncesinde damla anestezisi uygulanır. Hastalar kısa süreli basınç veya hafif rahatsızlık hissedebilir. Ağrı deneyimi kişiden kişiye değişir.
Diyabetik retinopatide lazer tedavisi ne işe yarar?
Lazer tedavisi, özellikle proliferatif diyabetik retinopatide anormal damar oluşumuyla ilişkili ciddi görme kaybı riskini azaltmak amacıyla uygulanabilir.
Diyabetik retinopatide ameliyat gerekir mi?
Her hastada ameliyat gerekmez. Ancak yoğun vitreus kanaması, retina üzerinde çekinti veya traksiyonel retina dekolmanı gibi komplikasyonlarda vitrektomi gerekebilir.
Diyabet hastaları ne sıklıkla göz muayenesi olmalıdır?
Muayene sıklığı diyabetin türüne, süresine ve retina bulgularına göre değişir. Göz hekimi tarafından kişiye özel takip programı oluşturulmalıdır.
Kan şekeri normale dönerse diyabetik retinopati geçer mi?
İyi kan şekeri kontrolü hastalığın ilerleme riskini azaltabilir. Ancak mevcut retina hasarı her zaman tamamen ortadan kalkmaz ve göz takibi devam etmelidir.
Diyabetik retinopati iki gözü de etkiler mi?
Evet. Diyabetik retinopati her iki gözü etkileyebilir. Ancak hastalığın şiddeti ve ilerleme hızı iki göz arasında farklılık gösterebilir.
Prof. Dr. Orkun Müftüoğlu – Diyabete Bağlı Retina Hastalıklarının Değerlendirilmesi
Prof. Dr. Orkun Müftüoğlu’nun akademik ve klinik çalışma alanları arasında retina hastalıkları, vitreoretinal cerrahi, kornea cerrahisi ve gözün ön segment hastalıkları bulunmaktadır.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki göz hastalıkları uzmanlık eğitimi sırasında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Duke University Eye Center’da vitreoretinal hastalıklar alanında eğitim ve gözlem çalışmalarında bulunmuştur.
Diyabete bağlı retina sorunlarının değerlendirilmesinde ayrıntılı retina muayenesi, OCT görüntüleme ve gerekli diğer tanı yöntemleri kullanılarak hastalığın evresi ve görme fonksiyonuna etkisi incelenir.
İstanbul Nişantaşı’ndaki Prof. Dr. Orkun Müftüoğlu Göz Kliniği’nde diyabetik retina hastalıkları hakkında muayene ve değerlendirme için randevu oluşturabilirsiniz.
Önemli: Ani görme kaybı, göz önünde aniden artan koyu lekeler veya görme alanında perde oluşması durumunda rutin kontrol tarihi beklenmeden acil göz değerlendirmesine başvurulmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Diyabetik retinopati ve diyabetik makula ödeminde tanı, takip ve tedavi kararları kişiye özel göz muayenesi sonucunda belirlenir.

